YABANCI DİL ÖĞRETİMİNDE GÜDÜLEMENİN ÖNEMİ
YABANCI DİL ÖĞRETİMİNDE GÜDÜLEMENİN ÖNEMİ
Hakkında
YABANCI DİL ÖĞRETİMİNDE GÜDÜLEMENİN ÖNEMİ
Günümüzde yabancı dil öğretimi giderek daha bir önem kazanmaktadır. Uluslararası ilişkilerin başladığı dönemlerden bu yana bir ihtiyaç olarak kendini hissettiren yabancı dil öğretimi, günümüzde daha da önemli hale gelmiştir. Çünkü iletişim ve uzay çağı şeklinde nitelendirilen çağımızda gelişen teknoloji sayesinde mesafeler kısalmış ve iletişim ortamları yabancı dil öğrenimine olan ilginin de artmasına neden olmuş, böylece kişilere anadilleri yeterli gelmemeye başlamıştır. Diğer taraftan bir yabancı dil bilmenin kişiye sağlayacağı yararlar göz önüne alındığında ise, bu özelliğin ve edinimin kişinin dünyayı daha iyi kavramasına, kültürel ve dilsel engelleri aşmasına ve meslek sahibi olabilmesine imkân sağlayacağı savunulmaktadır.
Bunun dışında yabancı dil, daha ileri seviyede bilgi elde etmek, o dilin mensuplarının ilim, kültür ve birikimine ulaşmak ve hedef dilin konuşanlarıyla anlaşma imkânı da vermektedir. Hatta bu sayede milletlerarası ilişkilerin daha iyi geliştirilip yaygınlaşması da mümkündür. İşte bu gibi nedenlerle yabancı dil öğrenmek teşvik edilmektedir.
Dil öğrenmenin önemi ve faydası kavrandıktan sonra geriye şahsın çalışma, azim ve sebatıyla metotlu eğitimden başka bir şey kalmamaktadır. Yani plânlı ve metotlu çalışmayı başarabilen öğrencinin istenilen dili öğrenmemesi için hiçbir sebep yoktur. Öyleyse dil öğrenmeye istekli ve prensip sahibi olan insanların bu konuda başarılı olacaklarını söyleyebiliriz. Her alanda olduğu gibi, dil öğreniminde de şartların elverişsizliğini ileri sürüp olayı gözünde büyütmek, dil öğrenmeye çalışan kimsenin azmini ve hevesini kıran temel yanlıştır.
Hiç şüphesiz ki her alanda olduğu gibi dil öğreniminde de bir takım zorluklarla karşılaşılacaktır. Bu zorluklar geçmişte olduğu gibi günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. . Bunca imkân ve gayrete rağmen, yabancı dil öğretiminde başarısızlıklardan söz edildiğinde, konuyla ilgili pek çok neden aklımıza gelmektedir. Bunlar arasında ilk bakışta görülenler; öğrencilerin ilgisi, motive edilmesi, yöntem, ders araç- gereçleri ve öğrenme ortamı gibi nedenlerdir. Başarıyı önemli ölçüde etkileyen bu sorunlar incelendiğinde, karşımıza çıkan tablo hiç de iyi değildir. Özellikle de yüksek öğretim Sürecinde öğrencilerin gelecekteki uğraşıları ile ilgili dersler, yabancı dile ayırabileceği zamanı kısıtlamaktadır. Buna öğrencilerin yabancı dil öğretimini bir yük olarak görmeleri de eklendiğinde, dil öğrenimi öğrenciye sevimsiz gelmektedir.
Bir de bu dilin uygulama alanı bulunmaz, hayatta işine yarayacak ve kolayca kullanabileceği bir dil öğrendiği kanaati verilemezse, öğrenim daha da çekilmez hale gelmektedir.
Bunlarla birlikte, tabandan gelen bir gereksinme ve çevre koşullarının zorlaması veya kişinin kendi içindeki öğrenme dürtüsü yeterince güçlü ve sürekli değilse yabancı dil öğretimindeki başarı düşük kalacaktır. Bir yerde “yabancı dil öğretilmez öğrenilir.” sözü, öğrenme sorumluluğunun neticede öğrenci tarafından yüklenilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca bu konuda en iyi verimin alınabilmesi için öğrencinin şahsi gayretini ortaya koymasının önemini de kesinlikle göz ardı etmemek gerekir.
Yabancı dili öğrenme ve öğretmede zikredilen bu sorunların üstesinden gelebilmek için her şeyden önce olumsuzlukları ortadan kaldırmanın yanında, dili sevdirmenin ve derse ilgiyi artırmanın da yolları aranmalıdır. İşte tam da burada güdüleme denilen olgu ile karşı karşıya gelmekteyiz. Çünkü güdülenmiş öğrenci, öğretim esnasında istenmeyen şeylerden kendisini uzak tutarak ilgisini tamamen dil öğrenimine verebilir. Bu sebeple biz çalışmamızda dil öğretiminde güdülenmenin önemi ve güdüleme yöntemlerini incelemek istiyoruz.
Güdü, hareket etmek anlamındaki Latince motive sözcüğünden gelmektedir. İstek, arzu, gereksinim ve ilgileri kapsayan genel bir kavram ve ayrıca belli hedefleri gerçekleştirmek için belli davranışları harekete geçiren, yönlendiren iç gerginlik, yeteneklerden doğan aklî ve elektrikli oluşumdur. Bunun üç ayrı yönü vardır: Birincisi, kişiyi belli bir hedefe iten güdüleyici durum, ikincisi ise hedefe ulaşmak için yapılan davranış, üçüncüsü de hedefe ulaşmaktır. Bu, üç yönde bir döngü içinde oluşur. Ayrıca güdü ve güdüleme kavramı psikolojinin keşfetmiş olduğu en önemli kavramlardan biridir. İnsan ve hayvanların davranışlarının temelinde güdüler yatar. Nerede olunursa olunsun ve ne yapılırsa yapılsın, her davranış altında bir güdü veya güdüler zincirinin yattığı unutulmamalıdır.
Birinci aşama, bir şeyi öğrenmeyi gerektiren nedenlerin oluşması, ikinci aşama ise bir şeyi öğrenmeye karar verme, üçüncü aşama da öğrenme isteğinin öğrenme süresince devam etmesidir. Bunlardan ilk ikisi öğrenme öncesinde, üçüncüsü öğrenme sürecinde etkili olur. Öğrenme sürecinde güdülenme, işlenen konunun çekici hale getirilmesi, merak uyandırması ve öğrencinin yarışma havasına sokulması şeklinde sağlanabilir. Bu aşamalardaki güdülenme, öğrencinin dikkatini, öğrenilmesi istenen bilgiye yoğunlaştırmasında etkili olmaktadır. Ööğrenmede motivasyonun önemi büyüktür. İsteksiz bir öğrenme angarya bir iş gibi, kişiye ağır gelir. Hâlbuki istekle yapılan bir öğrenme tam ve verimli olur. Bir konuda istekli öğrenme gerçekleşebilmesi için kişinin o konuda bilgi edinmeye ihtiyaç duyması gerekir. İşte motivasyon öğrencide bu öğrenme isteğini veya ihtiyacını doğurabilmektedir.
Güdülenmenin, yabancı dil öğrenimini kolaylaştıran faktörler arasında önemli bir yeri vardır. Başarılı bir öğrenmenin gerçekleşmesinde güdülenmenin anahtar bir kavram olduğunu belirtilmekte ve daha az yetenekli ama yüksek düzeyde güdülenmiş bir öğrencinin daha başarılı olabileceğini ortaya koymaktadır. İkinci bir dil öğretiminde “güdülenme”, “beceri” ve “genel yetenek” gibi üç etkenden bahsetmektedir.
Dil öğretimi ile uğraşanlar, öğrenmeyi gerçekten isteyen öğrencilerin, çalışma koşulları ne olursa olsun, başarılı olacaklarını sık sık dile getirmektedir. Tüm öğretmenler, güdülenmiş öğrencilerin, arkadaşlarına göre daha başarılı oldukları düşüncesindedir. Bu öğrenciler kötü koşullarda ve uzmanlara göre yetersiz görülen yöntemlerin kullanılması durumunda bile, genellikle başarıya ulaşabilmektedir. Tüm bunlar göz önünde bulundurulunca, başarılı olmayı sağlayan en büyük etmenin güdülenme olduğunu ileri sürmek mümkün görünmektedir.